Ana Sayfa
Alaçatı
Aliağa
Alsancak
Balçova
Bayındır
Bayraklı
Bergama
Beydağ
Bornova
Bostanlı
Buca
Çeşme
Çiğli
Dikili
Efes
Foça
Gaziemir
Güzelbahçe
İletişim
İzmir Fotoğrafları
İzmir Nüfus Bilgileri
İzmir Otelleri
Karabağlar
Karaburun
Karşıyaka
Kemalpaşa
Kınık
Kiraz
Konak
Menderes
Menemen
Narlıdere
Ödemiş
Saat Kulesi
Seferihisar
Selçuk
Şirince
Tire
Torbalı
Urla
Ödemiş12 fotoğraf
İl merkezine 113 km. uzaklıkta bulunan Ödemiş'in ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarihte önemli bir yeri olan Birgi'de, birçok tarihi eser bulunmaktadır. Ulu Camii, Aydınoğulları Camii, Karaoğlu Camii, Derviş Ağa Camii, Birgivi Mehmet Efendi Medresesi, Sultan Şah Türbesi, Çakırağa Konağı bu eserlerden bazılarıdır. Bozdağ Yaylası, 1150 metre yüksekliktedir. Yayla, asırlık çınar ağaçları, meşe ve çam ormanları ile kaplıdır.

Bozdağ Yaylası, yalnız İzmir'in değil, Ege Bölgesi'nin önemli dinlenme yerlerinden biridir. Yaz aylarında gezi ve dinlenme, kış aylarında da dağcılık ve kayak sporlarına elverişlidir. Ödemiş'ten 30 km. uzaklıkta olan yayla, temiz havası, suyu, orman örtüsü ve spor olanakları ile İzmir'in görülmeye değer cennet köşelerinden biridir. Ödemiş'i çevreleyen Bozdağlar'da bulunan bu şirin yayla, aynı zamanda gölü ile de ünlüdür. Göl, çevresi çam ormanları ile kaplı yaylanın tam ortasındadır. Nefis havası, konaklama tesisleri, kıyı restoran ve bahçeleri, yürüyüş yolları, piknik alanları ile yöresel ürünlerin satıldığı çeşitli dükkanların bulunduğu, spor kulüplerinin de kamp yeri olarak kullandığı Gölcük, tam anlamıyla bir doğa cennetidir.

Ödemiş

Birgi
Ödemiş'e 8 km. uzaklıktaki Birgi Beldesi, çok önemli bir yerleşim yeridir. 14. Yüzyıl'a kadar Birgi Beyliği'nin merkezi olan belde, son araştırmalara göre bir dönem korsanları ile de ün salmıştır. Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yapmış olan Birgi'yi ziyaretinizde, inanç turizmi açısından önemli bir uğrak noktası olan İmam-ı Birgivi'yi, Aydınoğulları Meydanı'nda muhteşem minberi, hutbe kapısı ve şaheser pencere kanatlarıyla Ulu Cami'yi, Birgivi Medresesi'ni görebilirsiniz.
Haritada göster

Birgi Çakırağa Konağı
Çakırağa Konağı, Ege Bölgesi'ne özgü mimari üslubu günümüze kadar korunmuş ender konaklardan birisidir. Konağın inşaatının, 1761 yılında Şerif Ali Ağa tarafından başlatıldığı bilinmektedir. Ancak konağın zengin, renkli ve süslemeli stili, tezyinatının 19. Yüzyıl'ın ilk yarısında yapılmış olduğunu göstermektedir. Üç katlı, dış sofalı, çift köşk odalı olan konağın zemin kat duvarları taş örgü, orta ve üst kat duvarları ise ahşap çatkı içine dolgu tekniği ile inşa edilmiştir.

Bir iç bahçesi olan konağa geniş ahşap iki ayrı kapıdan girilmektedir. Taş plakalarla kaplı zemin katta, hizmetli, bekçi, misafir kabul yeri, ahır ve samanlık bulunmaktadır. Zemin kattan yukarıya trabzanlı ahşap merdiven ile çıkılmaktadır. Diğer katlara göre alçak tavanlı, kışın kullanılan ara katta, beş oda ve tuvalet bulunmaktadır. Orta kat salonundan, yine ahşap iç merdiven ile yazın kullanılan yüksek tavanlı üst kata çıkılır. Üst katın planı, ara katta olduğu gibi açık sofalı ve uzun dikdörtgen planlıdır. İki sekili, iki çıkmalı, iki köşk odalıdır. Ayrıca eyvan ve taht köşk de mevcuttur. Üst katın tavan ve duvarları, zengin bitki ve meyve motifleri, şehir panoramaları ile süslüdür. Pencereler altta düz, üstte kemerli vitray olmak üzere iki sıra halinde aydınlatmayı sağlamaktadır.

18. Yüzyıl'ın ikinci yarısında inşa edilen ve resim stilinden de 19. Yüzyıl'ın ilk yarısında tezyinatının yapıldığı anlaşılan konak, özellikle ahşap işçiliği ve panoramalarıyla dikkati çekmektedir. Bu süslemeler hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. Yakın tarihe (1950) kadar konut olarak kullanılmış olan konak, daha sonra Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir. 1977 yılında onarımına başlanan konağın çevresindeki bazı evlerin kamulaştırılması ise 1983 yılında gerçekleştirilmiştir. İç düzenleme ve teşhire yönelik çalışmaların tamamlanmasından sonra konak, 1995 yılında ziyarete açılmıştır. Ziyarete açık olan bir başka yer de konağın yanıbaşındaki şark evidir.
Haritada göster

ÖdemişÖdemişÖdemiş

Birgi Ulu Camii
Birgi Ulu Camii; medrese, hamam ve türbeden oluşan bir külliye olarak yapılmıştır. Günümüze cami ve Aydınoğlu Mehmet Bey'in türbesi gelebilmiştir. Yapı topluluğunu; Aydınoğlu Mehmet Bey, (1312-1313) yılında yaptırmıştır. Bunu belirten iki kitabe, caminin kuzey ve doğu giriş kapıları üzerinde bulunmaktadır. Birgi'nin simgesi durumundaki bu cami, şehrin ortasından geçen derenin sol tarafında, hafif eğimli bir arazi üzerinde yapılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda, arazinin eğimi dikkate alınarak yapılan cami kare planlı olup, mihraba dikey beş sahınlıdır. Kesme taştan yapılmış olan caminin üzeri çift eğimli bir çatı ile örtülmüştür.Yalnızca mihrap önü kubbelidir. Arazi konumundan ötürü ibadet mekânını aydınlatan iki katlı pencereler farklı konumda olduğu gibi bu durum duvar örgülerine de yansımıştır.

Caminin doğu cephesinin önemli bir bölümü devşirme büyük bloklardan yapılmıştır. Ayrıca bu duvar işçiliği ile tezat gösterecek şekilde de kaba moloz taştan yararlanılmıştır. Doğu yönündeki girişin iki yanında üstte ikişer, altta da ikişer pencere bulunmaktadır. Çatının hemen altındaki üst sıra pencereler dıştan şebekeli basit dikdörtgen şekildedir. Bunlardan girişe doğru olanlar hafifçe birbirlerine kaydırılmış, alt pencereler uzaktan tek pencere görünümünü vermekte iseler de bu durum büyük bir dikdörtgen pencerenin dilimli kemerle dekoratif bir şekle dönüşmesinden meydana gelmiştir. Bu pencereler iki yandan burmalı gövdeli, volütlü başlıklı birer sütuncukla sınırlandırılmıştır. Bunların üzeri de yekpare mermer blokların oyulması ile beş dilimli bir kemer şekline sokulmuştur. Bu kemerin ortasında da basit bir düğüm ve geçmeler meydana getirilmiştir. Köşelerde asma yaprağı, üzüm salkımı, çiçekler ve rozetlerden oluşan bir kompozisyon da onları tamamlamıştır. Pencerenin üzerinde tek satır halinde bir ayete yer verilmiştir. Girişin sağındaki üst pencere ise ondan biraz daha farklıdır. Burada yedi dilimli kemer iki ayrı mermer bloğun oyulmasından meydana getirilmiştir. Burada da basit bir düğümlü geçme dikkati çekmektedir. Bu pencerenin üzerinde yine tek satırlı bir başka ayete yer verilmiştir. Caminin bu cephesindeki en dikkati çeken nokta güney cephesi ile birleştiği yerdeki köşelere yerleştirilmiş devşirme arslan heykelidir. Dikdörtgen bir niş içerisinde bulunan bu arslan heykelinin yüz kısmının hatları belli olmayacak şekilde aşınmıştır.

Caminin doğu cephesinin ortasında giriş kapısı bulunmaktadır. Ahşap bir sundurma içerisine alınan ve yüksekliği çatı seviyesine kadar ulaşan bu kapıya birkaç basamaklı merdivenle çıkılmaktadır. Mermerden özenli bir işçilikle yapılan bu kapının yan duvarlarını üç sıra, çevresini de tek sıra halinde bir çerçeve çevirmiştir. Girişin üzeri geçmeli, basık bir kemer şeklinde olup, kilit taşının üzerine buket şeklinde bir palmet motifi ile küçük bir kabara, kemer köşelerine de küçük rozetler, çiçek motifleri işlenmiştir. Kemerin üzerinde tek satır halinde, sülüs yazılı yapım kitabesi bunun üzerinde de yine bir ayetten alınma iki satırlık bir başka kitabe daha bulunmaktadır. Yapım kitabesinde ismi geçen (El Emiru'l Kebir) unvanı, Aydınoğlu Mehmet Bey'in 1312-1313 yıllarında yöreye hâkim olduğunu yansıtmaktadır.

Caminin mermerden devşirme bloklarla kaplı olan güney cephesine; üstte dört, altta da üst üste oturtulmuş ikişer pencere açılmıştır. Üstteki pencereler doğu yönündeki pencerelerin hemen hemen eşidir. Alt sıra pencereler ise yine iki kat halindedir. Bunların üzerlerine sivri kemerli daha küçük pencereler yerleştirilmiştir. Üst pencerelerin kenar köşelerinde görülen çarkıfelek ve çiçek dolgulu rozetler, bu cephedeki tek süsleme unsurlarıdır. Caminin batı cephesinin bütününde moloz taş duvar işçiliği görülmektedir. Ancak yapımından sonra bu kısmın değişik zamanlarda onarıldığını gösteren izler de görülmektedir.

Cami ile ilgili olarak Evliya Çelebi, Fuat Köprülü ve İbrahim Hakkı Uzunçarşılı ayrıntı vermemekle beraber üç kapısı olduğunu belirtmişlerdir. Konuyu araştıran Selda Kalfazade, köylülerle yaptığı konuşmalarda; 1930'lu yıllarda batı cephesinin güney köşesindeki pencerenin kapı olarak kullanıldığını öğrenmiştir.

Böylece yapının üç kapılı olduğu da ortaya çıkmıştır. Caminin kuzey girişi yapı işçiliği ve kompozisyon bakımından doğu girişinin hemen hemen bir tekrarıdır. Yalnızca giriş açıklığını geçmeli taş sivri bir kemer örtmektedir. Bu kemerdeki her taşın üzeri küçük rozetlerle süslenmiştir. Kilit taşının üzerinde bitkisel bir motif, köşelerde içleri dolgulu iri madalyonlar bulunmaktadır.

Kapının üzerindeki kitabelik bölümünde de iki satır halindeki sülüs yazılı kitabe, caminin yapımı ile ilgilidir. Burada Aydınoğlu Mehmet Bey'in 1312-1313 yıllarında bu camiyi yaptırdığı yazılıdır. Bunun dışında kapı üç yönden sülüs yazılı bir ayetle geniş bir çerçeve içerisine alınmıştır.

Ahşap sundurmadan birkaç basamak merdivenle inilen ibadet mekânı, kuzey-güney doğrultusunda dört sıra halinde kemerlerle birbirine bağlı sütunların oluşturduğu beş nefli bir plan şekli göstermektedir. Bunlardan orta nef daha geniş tutulmuş ve özellikle mihrap önü kubbe ile örtülerek daha belirgin bir şekle sokulmuştur. Mihrap önündeki kubbeye pandantiflerle geçilmektedir. Doğudan batıya doğru dörderli olmak üzere üç sıra halindeki bu sütunlardan batıdaki dördüncü sırada, üç tane sütun bulunmaktadır. Ancak orijinal yapıda on altı sütun olduğu Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde belirtilmiştir. Tayin edilemeyen bir dönemde belki de deprem sonucu caminin iç düzeninde bir farklılık meydana gelmiştir.

Mihrap ve mihrap önü mekânı ile orta nefe yönelik kemerin üst bölümü mozaik çini ile kaplıdır. Kakma tekniğindeki bu çiniler koyu mor, firuze renklerinde olup, geometrik bezemelidir. Mihrabın yanındaki ceviz minber, Muzaferiddin Bin Abdülvahid'in eseri olup, kündekâri tekniğinde yapılmıştır. Caminin batı cephesinin güney köşesinde yer alan minare, kesme taştan bir kaide üzerine oturtulmuştur. Silindirik gövdeli tuğla minarenin üzeri, firuze renkte sırlı tuğlalarla kaplanmıştır. Minare gövdesinin alt kısmını sırlı ve sırsız tuğlaların zikzaklı bir örgü, şerefe altına rastlayan üst bölümün de firuze sırlı tuğlalardan baklavalı örgü şeklinde yapıldığı da dikkati çekmektedir. Buradaki baklavalı örgü, minarenin petek kısmında da tekrarlanmışsa da günümüze yalnızca bezemenin alt kısmı gelebilmiştir.
Haritada göster



Ödemiş Haritası
Camiler
Devlet Kurumları
Kültür Merkezleri ve Kütüphaneler
Müzeler
Ödemiş Eğitim Kurumları
Ödemiş Mahalleleri
Sağlık Kuruluşları
Ulaşım Noktaları
Üniversiteler ve Bölümleri

Ana Sayfa   |   İletişim   |   izmircity.info © 2014