Ana Sayfa
Alaçatı
Aliağa
Alsancak
Balçova
Bayındır
Bayraklı
Bergama
Beydağ
Bornova
Bostanlı
Buca
Çeşme
Çiğli
Dikili
Efes
Foça
Gaziemir
Güzelbahçe
İletişim
İzmir Fotoğrafları
İzmir Nüfus Bilgileri
İzmir Otelleri
Karabağlar
Karaburun
Karşıyaka
Kemalpaşa
Kınık
Kiraz
Konak
Menderes
Menemen
Narlıdere
Ödemiş
Saat Kulesi
Seferihisar
Selçuk
Şirince
Tire
Torbalı
Urla
Buca1 fotoğraf
M.Ö. 628 yılında İzmir, Lidyalılar tarafından istila edilince, şehirden kaçan halk, civarda küçük yerleşim alanları oluşturur ve Buca'da ilk yerleşim bu dönemde Dereköy, Kan Gölü ve Kozağaç yörelerinde görülür. İznik Devleti Kralı İoyanis'in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleşim alanından bahsettiği yerin adının Buca olarak değiştiği, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca'ya dönüştüğü sanılmaktadır.

Bizanslılar döneminde ise bugünkü yerleşim yerinde Vuza, Uza ya da Vuzas isimli bir toprak sahibinin yaşadığı, yerleşim yeri isminin değişerek zamanla Buca olduğu varsayımı da vardır. Buca adı ilk kez, 1688 yılında Fransız Konsolosluğu kayıtlarında görülmüştür. Bu yılda bir deprem olmuş, Fransız Konsolosluğu Buca'ya taşınmıştır. Buca; Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Hollanda şirketleri ile daha çok ticari ve sınai ilişkiler çerçevesinde oluşan Levanten Grubu'nun sayfiye yeri olarak yerleştiği bir belde özelliğini yakınçağ öncesinde taşımaya başlamıştır.

Buca Buca, M.Ö. 130'lara uzanan tarihi, bir çok uygarlığa tanıklığı ile bir kültür ve tarih beldesidir. Zengin doğa ve kültür mirasını, nüfus artışına ve günümüz yaşam biçiminin ortaya çıkardığı tüm etkenlere karşı koruyabilmiştir.

Bu nedenle bugün Buca'da, geçmişten günümüze kadar gelen bir tarihi görüntü sergilenmektedir. Buca'da yaşam, her şeyden önce zengin bir tarih, kültür ve doğa mirası ile iç içe bir yaşam olarak nitelendirilmektedir.

Buca, tarihsel geçmişi ile bünyesinde çok önemli ve günümüzde de yaşayan eserler barınağıdır. George King Forbes, Gout, Prenses Borghese, Kont Dr. Aliberti, De Jongh, Dimostanis Baltacı Malikaneleri, tarihi İngiliz Protestan Kilisesi, Su Kemerleri, Buca'da yaşamış ve ölmüş bir çok ünlü ailelerin mezarları, dar sokakları ve bugün bile birçok mimara ilham kaynağı olan Rum Evleri, ilçeye gelenlerin ilgisini çeken yapıtlardır.

19. Yüzyıl'ın özellikle ikinci yarısında Levantenlerin sayfiye evleri, bahçeleri ve serviliklerinin bulunduğu bir köy durumundaki Buca'ya İzmir'den ilk tren, 1860 yılında çalışır, 1930'lu yıllarda şarabı ile oldukça ünlü olan Buca; Cumhuriyet döneminde çok hızlı bir gelişme göstermiş ve bu dönemde göçmen kitlelerinin ilçede yerleşimi devam etmiştir. Buca'da ilk belediye; 1923 yılında İsmail Ağa başkanlığında Erdem Caddesi'nde, bugünkü Kız Yetiştirme Yurdu'nun yan tarafındaki binada açılmıştır. 1952 yılında belediye binası dönemin Belediye Başkanı Asım Gümüştüz tarafından bugüne kadar kullanılan Farkoh Köşkü'ne taşınmıştır. Buca Belediyesi, 1981-1989 yılları arasında merkez ilçeye bağlı şube müdürlükleri tarafından yönetilmiştir. Buca, 1987 yılında ilçe olmuştur.

De Jongh Evi
Protestan İngiliz olan De Jongh ailesi, Buca'ya gelen Levanten ailelerin en eskilerinden biridir. Ülkemizden kesin olarak ne zaman ayrıldıkları bilinmeyen aile, 1900 yılında yapılan evi İtalyan kökenli bir başka iş adamı olan Fratelli Sperco'ya satar. Sonraki yıllarda evde Doktor Kont ALberti gibi kiracılar oturur ve 1930'lu yıllarda tenis kulübü olarak kullanılır. Yapı istimlak edildikten sonra, 1951 ve 1961 yıllarında iki ek bina inşa edilip, Verem Savaş Derneği'ne bağlı sanatoryum olarak hizmet verir. 1976 yılında yapıyı satın alan S.S.K., burayı kendisine bağlı Sağlık Koleji ve sonraki adıyla Sağlık Meslek Lisesi olarak kullanır. 1998 yılında sağlık meslek liselerinin kaldırılması üzerine son mezunlarını veren okulun kapanmasıyla bir dönem atıl kalan bina, 2003 yılında restore edilmiştir.
Haritada Göster

Forbes Köşkü
Yöredeki benzerleri arasında en gösterişli ve geniş arazili olanıdır. Meyan kökü ve antimuan ticareti yapan Forbes ailesinin tüm zenginliğini ve görkemini yansıtan malikanenin mimarı Andon Gavano'dur. 1908 yılındaki yapımından kısa zaman sonra, evin uşağı ya da bir söylentiye göre, Forbes'in metresi tarafından 1909 yılında yakılırsa da 1910 yılında yeniden yapılır. Günümüzde S.S.K. Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi arazisi içinde bulunmaktadır.
Haritada Göster

Ispartalıyan Evi
19. Yüzyıl ortalarında yapılmış bir malikanedir. Arkeoloji alanında varlık göstermiş ve Osman Hamdi Bey'le çalışmış Bucalı bir Rum olan Demostanis Baltacı'ya ait bu ev, Sultan Abdülaziz'in 1863 yılında İzmir'i ziyaretinde kaldığı evdir. Yapı, 1890'larda, adı bazı kaynaklarda Loyanis Ispartalıyan olarak geçen, Tekvor Ispartalıyan adlı bir Ermeni'ye satılır. Bir başka kaynağa göre yapıyı, İtalyan hükümetinin talimatıyla Osmanlı Bankası Müdürü satın almak üzere iken, İtalya'nın İzmir'i sömürge yapacağı iddiasında olan Rumlar, aralarında örgütlenerek para toplar ve satın aldıkları yapıyı Venizelos'a armağan ederler. Venizelos ise burayı, savaşta ölenlerin çocukları için yetimhane yapılmak üzere İzmir Rum toplumuna bağışlar. Kurtuluştan sonra yapı, Mustafa Kemal Paşa'ya bağışlanır ve o da yapının okul olarak kullanılmasını ister. Bunun üzerine, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren; önce Buca Ortaokulu, ardından başka bir yere taşınan aynı okulun yatılı öğrenci yurdu, en sonunda da lise olarak kullanılır ve birçok bölüm eklenir. Ana binanın yanındaki ikinci bina yanınca yerine basketbol alanı yapılır. Yapı, 1990 ile 1999 yılları arasında Işılay Saygın Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi olarak kullanılmıştır.
Haritada Göster



Rees Evi
Azınlık ailelerin tanınmışlarından olan Rees ailesi, at yarışlarına olan merakları nedeniyle yerleştikleri Buca'da önceleri "Alpaslan Evi" olarak bilinen yapıda oturur ve yörede küçük çapta bir hipodrom da yaptırırlar. Daha sonra ailenin en büyüğü olan ve 1826-1891 yılları arasında yaşamış bulunan Thomas Bowen Rees tarafından yaptırılan eve yerleşen Reeslerin son fertleri, 1930'lu yılların sonlarında İzmir'den ayrılır ve yapı istimlak edilir. Rees Evi, günümüzde Buca Eğitim Fakültesi yönetim binası olarak kullanılmaktadır.
Haritada Göster

Gölet
Gölet, Ege bölgesinin ve İzmir'in en gözde dinlence ve eğlence merkezlerinden olup, 167 bin metrekare alan üzerinde kurulmuştur. Buca Belediyesi tarafından 1998 yılının Nisan ayında yapımına başlanan Gölet, yaklaşık bir sene sonra, 1999 yılı Mart ayında açılmıştır. Bahar ve yaz aylarında binlerce vatandaşla dolup taşan Gölet içerisinde; 300 kişilik balık restoran, 600 kişilik et restoran, 200 kişilik kafeterya, tiyatro, piknik alanı, bar, hobi bahçeleri, seyir terasları, çocuk oyun setleri, market, hayvan padoğu ve otopark yer almaktadır. Şehrin ve Buca yerleşim alanlarının dışında kalan, çevresi tamamen çam ormanlarıyla kaplı olan Gölet'e, düzenli otobüs ve minibüs seferleri vardır.
Haritada Göster

Hasan Ağa Bahçesi
20. Yüzyıl başında, İtalyan işadamı Albert Alliotti'nin günümüze ulaşmamış olan köşküne ait olan Hasan Ağa Bahçesi; 1986 yılında, buz pateni, kafeterya, piknik alanı, çocuk parkları, kütüphane, nikah salonu, mini hayvanat bahçesi, yapay şelale ve izci merkezi gibi çok amaçlı oluşturulmuş bir alan olarak açılmış olup, günümüzde Buca'nın en eski ve en bilinen yeşil alanıdır. Çevresinde Dokuz Eylül Üniversitesi'nin bazı fakülteleri, tarihi Dokuzçeşmeler Çeşmesi, Ispartalıyan Evi bulunur.
Haritada Göster

Belenbaşı
Belenbaşı, Cumhuriyet'ten önce şu anki yerleşim merkezinden 3 km. kuzeyde bulunan Çorlu Deresi mevkiinde, Çorlu Köyü adı altında yerleşmiş bir Yörük köyüdür. Antalya yöresinde yaşayan Karateke obasından geldiği bilinmektedir. İzmir yöresine nasıl yerleştikleri kesin olarak bilinmemekle beraber, yörenin dağlık oluşu ve otlak meranın sürü hayvancılığına uygun olmasının etkili olduğu söylenir. Kış aylarında eski Diranda, şimdiki adıyla Ayrancılar ve eski ismi Hortana, yeni adıyla Yazıbaşı civarında yaşadıkları söylenir. Daha sonra bu civarda sivrisineğin çok oluşu ve sıtma hastalığının yaygınlaşmasıyla Çorlu Deresi mevkiine Çorlu Köyü'nü kurmuşlardır.

Cumhuriyetimizin ilanıyla, sabit yerleşim zorunluluğunun ve çevrenin etkisiyle bulunduğumuz alana yerleşmişlerdir. Köy, tepe üzerinde olduğundan önce Belen daha sonra Belenbaşı adını almıştır. Köy, Nif Dağı eteklerinde bulunan tepe üzerinde kurulmuştur. Arazi ufak derelerle bölünmüştür. Volkanik bir kütleye sahip olduğu toprak yapısından anlaşılmaktadır. Kuzeyini Nif Dağı kapatmakta, güney eteklerinde Çinçin Ovası'na inilmektedir. Köyün kuzeydoğusunda Kırıklar Köyü, güneydoğusunda Karacaağaç Köyü, kuzeyinde Kaynaklar, güneyinde Gaziemir Ovası bulunmaktadır.

Köy ilk kurulduğu yıllarda halk, Antalya Karateke Obası'ndan beraberinde getirdikleri keçi ve tekeden oluşan sürü hayvancılığıyla geçinmiş, çadır hayatından yerleşik hayata geçmeleriyle beraber, tarım ve dolayısıyla tütüncülüğe yönelmişlerdir. 90'lı yılların başında tütün üretimine getirilen kota ve üretimin ekonomik olmamasından dolayı başta kiraz yetiştiriciliği olmak üzere zeytin, incir ve sebze üretimine yönelmişlerdir. Köyde, kiraz ve diğer tarımsal ürünlerin üretiminde organik tarım yöntemi uygulanmaktadır. Köyün çevre yolu ile bağlantısı oldukça kolay olup, iki ayrı yoldan İzmir'e ulaşım sağlanmaktadır.
Haritada Göster



Buca Haritası
Cadde ve Sokaklar
Devlet Kurumları
Eğitim Kurumları
Kültür Merkezleri ve Kütüphaneler
Mahalleler
Parklar ve Gezinti Alanları
Sağlık Kuruluşları
Sanayi Bölgeleri
Tamamlanan veya Devam Eden İnşaat Projeleri
Tarihi Yapılar
Ulaşım Noktaları
Üniversiteler ve Bölümleri

Zafer Yayınları Ana Sayfa   |   İletişim   |   izmircity.info © 2014